Uysal ama çılgın yılların BiyonikKedi'siyim.Her an yırtıcı bir pantere dönüşebilirim.Kafamın tasını attırmasınlar yeter.Karışan,bulaşan,sataşanlara uyuz olur ben de sataşırım..Herkes kendi bildiği doğrularıyla kendi hayatını yaşasın gitsin.Daha ne!!Yaşayacaksan adam gibi yaşa!Zaten hayat çok kısa!

20 Kasım 2008 Perşembe

MASKELİ BALO

Bir bacağı tahta olan ve kafası kel olan bir adam maskeli bir baloya gitmek ister ve bir organizasyon şirketine telefon eder.


- "Bana özürlerimi kapatacak bir kostüm yollayın" der..


Ertesi gün gelen kutunun icinde bir adet korsan elbisesi şapkası ve göz kapatma bandı
vardır. İlişikte bir de not vardır.

*"Bu elbise ile korsan olursunuz, şapka ile keliniz gözükmez, zaten korsanlarda tahta bacak olur,böylece kimse özürlü olduğunuzu anlamaz` yazmaktadır.
Adam telefon açar şirkete...
-"Benle dalga mı geçiyorsunuz!Derhal başka bir elbise gönderin!!...

Gelen ikinci kutuda bir adet rahip elbisesi ve sşapkası vardır.İlişikteki notta;
*`Bu uzun rahip elbisesi tahta bacağınızı kapatır, şapkası da kelinizi.Böylece kimse özürlü olduğunuzu anlamaz" yazmaktadır.
Adam yine telefona sarlır..
-"Siz benimle taşak mı geçiyorsunuz lan!Manyak mısınız! Çabuk bana başka bir şey gönderin!!!"der.
Ve bir kutu daha gelir ertesi gün...
Adam kutuyu açar ve sadece bir kavanoz elma şekeri görür. İlişikteki notu okur...
`Bu elma reçelini kel kafanıza sürün, Tahta bacağınızı da götünüze sokun!Böylece maskeli baloya Elma Şekeri olarak gidersiniz...`

Teşekkürler Meltem.

Teee elin yamyamlarının arasından beni gülümsettiğin için.Seni çok seviyorum kadınnn!

17 yorum:

Adsız dedi ki...

ha soyle
DÖN artik aramiza biyoooo

fikra vs raziyiz.ıyıydı guzeldı fakat yettı mustafa fılmı ama dımı:=)

pigmelerle.dans.eden dedi ki...

Ben bir fikranin icinde yasiyorum burda, Biyonigim benim...
Ben de seni cok seviyorum kedilerin en yahsisi, en vahsisi!

Buzcevheri dedi ki...

Şimdi buraya güldüğümü belirtmek için hahahaha hehehehe gibi şeyler yazmayacağım. Ama güldüm. =)

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

biyo aracılığıyla melteme teşekkür ettik,biyo kızma sana teşekkürlerin en kocamanını :)))

Adsız dedi ki...

Bu yorumum 2 alttaki yazı için:
(oraya yazsam blog sahibi farkederdi sadece)

Hind Müslümanlarının
(bugünkü pakistan)
Halifeye cihad da kullanması için yolladığı paraların kalanı ne oldu peki?

Adsız dedi ki...

İş Bankası Hilafet Bankası mıydı?


Onun için tarihte dikkatli olmak gerek. Sloganlardan ve yaftalardan olabildiğince uzak durmak ve ‘Gerçekten de tarihte neler olmuş?’ sorusunu kulak arkası etmemek gerekiyor.

Alın size çarpıcı bir örnek: İş Bankası nasıl kuruldu? İçinizden, ‘Bunu bilemeyecek ne var? Atatürk kurdu işte’ diyenler çıkabilir. Bu ne acele efendim? Sakinleşin biraz. Bir kere İş Bankası’nın bir devlet bankası olmadığını unutmayalım. İki… Neyse. İş epeyce karışık. Baştan anlatalım öyleyse.

İş Bankası’nın kurucusu Celal Bayar Mayıs 1982’de çıkan İş Dergisi’ne verdiği bir mülakatta, “Biz bismillah dedik, işe koyulduk. Atatürk ‘Git Osmanlı Bankası’ndan 250 bin lirayı al, bu işe başla’ dedi” şeklinde anlatmıştır İş Bankası’nın kuruluş hikâyesini. Burada sorulması gereken soru, ‘İyi de Osmanlı Bankası’ndaki o 250 bin lira nereden gelmişti?’den başkası olursa tarih ofsayttan başını kurtulamaz. Nitekim Bayar aynı konuşmasında bu paranın kökeni hakkında yöneltilen soruya kaçamak cevap vermekte ve ‘böyle bir şeyi araştırmaya lüzum görmediğini’ söylemektedir.


4 nolu hesabın dökümünde Makbule Hanım, Hafız Yaşar ve İsmet İnönü'ye ödenen meblağlar.

Tuhaf gerçekten de. Merak damarları mı kurumuştur aklımızın acaba?

Bu konuda bize yardımcı olacak bilgiyi Atatürk’ün yakınlarından Hasan Rıza Soyak’ın hatıralarının 2. cildinde buluyoruz.

Soyak’a göre Hindistan Müslümanları, Mustafa Kemal Paşa’nın şahsına yaklaşık 500-600 bin lira tutarında bir para göndermiştir (yaklaşık 1 Sterlin = 7 TL). Paşa, bu paranın 500 bin lirasını Büyük Taarruz’dan önce ihtiyaçların karşılanması için Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın emrine vermiştir. Zaferden sonra bu paranın 380 bin lirası İcra Vekilleri Heyeti kararıyla Atatürk’e iade edilmişti. Atatürk bu paranın “en faydalı bir şekilde nerede ve nasıl kullanılabileceğini” düşündü ve sonunda 250 bin lirasını İş Bankası’nın temel sermayesi olarak tahsis etti. (Soyak’ın eksik bıraktığını biz tamamlayalım: Yardım parasından 207 bin lirayı da aynı bankadaki 2 nolu hesaba yatırmıştı.)
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Soyak’ın hatıralarından paranın kaynağını öğrendik ama yine de boşluklar kaldı.

Bir kere resmi olarak bilinen rakam, 125 bin sterlindir. Bu miktar, http://www.measuringworth.com adlı sitedeki hesaplamalara göre 2006 rakamlarıyla 11,7 trilyon TL’ye tekabül etmektedir. (Yardımları için Mustafa Özel ağabeye teşekkür.)

Şimdi bu ciddi meblağ sırf Milli Mücadele’ye yardım için mi gönderilmişti yoksa başka bir amacı mı vardı? O İcra Vekilleri Heyeti, yani Bakanlar Kurulu kararı neden bugüne kadar bulunamamıştır ve Mustafa Kemal Paşa’nın Bayar’a “Git, çek” dediği Osmanlı Bankası’ndaki hesabına ilişkin herhangi bir kayda niçin rastlayamıyoruz?
Bu bir ‘sırdaş hesap’ mıydı? Öyleyse neden gizliydi?
(Bu soruları benden önce sağolsunlar bizzat İş Bankası’nın yayınladığı “Türkiye İş Bankası Tarihi” adlı kitabın yazarları sormuşlar. Kıskandım tabii ama objektiflikleri için de kendilerine minnettarım.)
Solcu aydınlarımız yıllardır ‘Ruslar bize yardım etmeseydi Kurtuluş Savaşı’nı biraz zor kazanırdık’ dediler ama biz sustuk nedense. İslam dünyasından ve Hindistan’dan gönderilen yardımlar konusunda dedikodulara veya savunma psikolojisiyle yazılmış eserlere değil de, analitik bilimsel çalışmalara ihtiyacımız var. Yine de bazı eserlerde bölük pörçük bilgilere rastlıyoruz.

Mesela sahasında ilk çalışma olan Alptekin Müderrisoğlu’nun “Kurtuluş Savaşı’nın Malî Kaynakları”nda Hint Müslümanlarının yardımlarına ayrılan özel bölüm epeyce aydınlatıcı bilgiler veriyor.

1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarının işgali, işgalci kuvvetlerin Müslümanlara zulümleri ve Halife’nin Hıristiyan devletlerin elinde esir konumuna düşmesi, Hint Müslümanlarını harekete geçirmiş ve İngiltere’ye baskı yapmak amacıyla çeşitli dernekler kurmuşlardı. İşte bu derneklerin çabalarıyla Halifeyi kurtarmak üzere 875 bin lira Ankara’ya ulaştırılmıştı. (Başka yardımlar da yapıldığı ve yollarda heder edildiği sır değil.)

İşin ilginç yanı, bu para yardımının Maliye Bakanlığı kayıtlarına yansımamış ve Hazine’ye girmemiş olması. Daha da ilginci, doğrudan doğruya Mustafa Kemal Paşa’nın emrine verilmiş ve Osmanlı Bankası’nda 1922 Ağustos’una kadar ‘faiz işletilmeden’ tutulmuş bulunmasıdır. “Kurtuluş Savaşı’nın büyük hazırlık döneminde çekilen türlü malî sıkıntılara rağmen, bu paraya el sürülmemiştir.”

Soruyoruz hep birlikte: Neden? Bu para İstiklal Savaşı’nda kullanılmak için gönderilmemiş miydi?

Nitekim zafer kazanıldıktan sonra kendisine iade edilen parayı yine Osmanlı Bankası’na yatıran Mustafa Kemal Paşa, Ağustos 1924’te İş Bankası kurulana kadar da orada tutmaya devam etmiştir.

Şimdi gelelim meselenin bam teline.

Bu para amacı doğrultusunda kullanılmış mıdır? Sizi bilmem ama bir Pakistanlı kalkıp bana, ‘Biz size bankanıza sermaye yapasınız diye mi bu parayı verdik?’ derse verecek cevabım yok. Aynı şekilde ‘Biz size o parayı Halifeyi kurtarmanız için verdik, siz gidip Halifeliği kaldırdınız. Öyleyse paramızı geri isteriz’ derse verecek cevabım yine yok.

Üstelik de Halifeyi kurtarmak üzere gönderilen bu paralar kuzu kuzu bankada yatarken Halife Abdülmecid bütçeden kendisine ayrılan ödeneğin azlığından şikayet edince kıyameti koparanlar, dahası Halifeyi apar topar yurtdışına sürenler de bizlerdik. Halifeyi ve hanedanı yurtdışına sürdük, güzel. O zaman Hint Müslümanlarına paralarını iade etmemiz gerekmez miydi? Ağa Han’ın yazdığı mektup meselesini bir de bu açıdan değerlendirmek uygun olmaz mı?

Müderrisoğlu, Mustafa Kemal’in savaş yıllarında yardım parasına dokunmamış olmasını, gerektiğinde onu geri göndermeyi düşündüğüne yorar. Diyelim ki, öyle.

Peki 3 Mart 1924’te Halifeliği kaldırdığında neden geri göndermemiştir de, kız kardeşi Makbule Hanım’a oradaki bir hesabından maaş bağlatmıştır?

Nokta mı, virgül mü? Siz karar verin.
---------------
Mustafa Armağan' dan alıntı

Adsız dedi ki...

Yani 2006 rakamlarıyla 11,7 trilyon TL’ye tekabül eden para nooooldu?????

Adsız dedi ki...

Ama bu her türlü bilgiye rahat ulaşılan iletişim çağında bile,

siz ve sizin gibiler

bütün gerçekler gözünüzün önünde iken görmek istemezseniz kim ne yapabilir ki?

En tutucu yobazlar sizlersiniz. Bu blogda bunu çok iyi anladım ben.

diğer 3 adsız yorumu da yazan ben:
Ayşen Egeli

Adsız dedi ki...

offf çok sıkıcısın adsız....

Tanya's dedi ki...

Ay cok güldüm..elma şekeri kostümüne..bu yukardaki ne yaw..

Sineklerin Tanrisi dedi ki...

Nooolduuuuuu???
Biyo, soylesene nooldduuuuu?

Tovbe tovbe...

Maskeli balo, recel, tahta bacak, Hafiz Yasar, 250 bin, 1.7 trilyon, Abdulmecit??? Ben baglanti kuramadim...

Imza: Cok tutucu ve yobaz bir okur

Asortik Krep dedi ki...

"Deniz Feneri" birilerinin gözünü fena kamaştırmış, nereye saldıracaklarını şaşırmışlar..
Kitaplardan alıntıya gelene kadar ana haber bültenlerine ve gazetelere bakmak yeterli bence gerçek durumları görmek için.

Bin ytl sponsor bulan herkes 208 sayfalık bir kitap basabilir bu ülkede..Hatta film bile çekebiliyor gördüğümüz kadar :)

Dilek dedi ki...

hayatınız boyunca siz ve çevreniz hep gülün emi......emekli abla

Nenoni dedi ki...

:))))
ÇOk yaşayın e mi.

hayat dedi ki...

biyo kopardın gene yaaaa
senin yazılarına güldüğüm kadar kimseye gülmüyorum ben

KAÇAKGAY dedi ki...

maskeli balo ve onun sahte yüzleri...maskeli balo ve onun sahte yüzlerii..maskekli baloooo...:)))

buhsem dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.